İlk görev olarak Ocak 2006’da 1 haftalık bir seminer almıştık. O haftadan itibaren 2007 yılında 10. sınıflarda uygulanacak yeni sistem MEGEP’in temelleri atılmış oldu. (Daha önceki yıllarda pilot uygulamalar da var)

 

Orada bize (40 kişi civarında alan uzmanı) modül bilgi sayfaları ve modül yazımı ile ilgili bilgiler verildi. Biz de eski sistemde yetişen öğretmenler olarak, bu sistemi anlamakta zorlandık ve bocaladık. Uzun konuşma ve tartışmalardan sonra mecburen yavaş yavaş işin içine girdik. Bu önemli süreçte bize yardım edebilen kimse yoktu.

 

Modül yazımında görevli veya başka işler için görevlendirme alan arkadaşlara anladığımız kadarı ile MEGEP’in ne için yapıldığını anlatmaya çalıştık. Maalesef Bilişim alanı olarak görev alan ~100 kişiye tam anlatamadık. Zaten okula geri döndüğümüzde kendi arkadaşlarımız bile bizim ne yaptığımızı anlamamışlardı.

 

Daha önceki yıl ise, 2005’di galiba, "Bilişim Öğretmeni" diye tüm Türkiye’den 30 öğretmen seçilmiş ve Tuzla Meslek Lisesi’nde 3 günlük bir seminer verilmişti. Bu seminer aslına MEGEP ile ilgili değildi, ama BilgeAdam, Cisco gibi piyasada sözü geçen firma temsilcileri gelip sıra ile bize bir şeyler anlattılar. Genel olarak kendi sistemlerini övdüler. (Daha sonra bilindiği gibi 2007’de Pardus ve CCNA/ITE kursları bu öğretmenlere verildi.)

 

Her iki seminerden de kafamız karışmış, amacımızın ne olduğunu tam anlayamadan, bizden ne istendiğini anlamadan çıktık.

 

Ocak 2006’daki seminerde bize birçok şey anlatılsa da o curcunadan aklımda kalan en önemli ve yapımı zor olan şey: modüllerin marka/firmadan bağımsız olmaları gerektiği idi.

 

Mesela bir modül bırakın 100 sayfayı 30 sayfa bile olmamalı idi. Yani modülde ana başlıklar (alan uzmanları tarafından yazılan ve güncellenen bilgi sayfalarından gelen) ve o konunun "uygulamalı" olarak adım adım bölünmüş iş basamakları olacaktı. Bakın, “bilgi ve teori” denilmiyor.

 

Ayrıca mesela "kelime işlemci" programı modülü diyelim, içinde "Microsoft Word" geçmemelidir. Konu adımlaması istenen herhangi bir ofis paket yazım programı ile uygulandığında aynı sonucu verebilmelidir.

 

Ya da "Grafik ve Animasyon" modülünde Fireworks menüleri ve kısayolları anlatılması yerine işlem basamakları olmalı, böylece eskiden de tartışılan Photoshop mu Fireworks mü ortadan kalkıyordu.

 

Biz modüllerin altyapısını elimizden geldiğince sağlam yerlerden alsak da, modül yazımında maalesef modüller istenen seviye ve biçime ulaşamamış, binlerce güncellenmesi zor, modül sayfaları yazılmıştır. O sırada tek dayanağımız "Türkiye"de Türkçe Kaynak çok az olması ve bari öğrenci modülden öğrensin mantığı idi. Çoğu konuda internetteki siteler yetersiz, kitaplar yetersiz. Çoğu modül yazarı da İngilizce bilmiyor, hatta o konuda pek de bilgili bile değildi. Modül yazarlarının uzmanlık artı bunun üstüne yazarlık durumları pek olgun değildi.

 

Bir x konusunda y firması dünyada tek ise modülünde marka adı ve o markanın menüleri/ekran görüntüleri kullanılması normal olabilir. Mesela "sunucu işletim sistemi" Microsoft Server’dan başka yok. Aynı şekilde "eposta sunucu" denilince Exchange Server akla gelir.

 

C# mı olsun VB mi olsun konusunda bol bol tartışma olacağına konular esnek bir alt yapı içinde, ister Delphi, ister C++, ister Java da olabilirdi.

 

Burada akla gelen ‘"Mesleki Yeterlik Sınavı"nda sorulacak soru C# mı olacak VB mi olacak?’ denilebilir. Oluşturulan soru havuzunda soruları hazırlayan kişi, daha iyi düşünülebilir. ÖSS’de bile soru hatası olabiliyor, ama yine de titiz olunursa bu problem aşılabilir.

 

Önemli olan 1 modülde 1 "yeterlik"in öğrenciye kazandırılmasıdır. Piyasada, okuldakinden farklı bir konuda iş yapılması istenirse, ona da uyum sağlayabilir. Yani “ben bundan anlamam” dediğinde, kapı dışarı edilmemesi için öğrencinin yeteneklerini daha bağımsız düşünebilecek şekle sokmak gerektiğidir. Tabi önce öğretmenlerin eğitimi önemlidir. Binlerce meslek lisesinde çalışan öğretmen yeni sisteme daha kolay nasıl adapte olabilir? Her yıl değişirse, tam öğrendim derken, hop artık bu ders yok denilirse, öğretmenin de motivasyonu kalmaz.

 

Bir arkadaşımız “neden Açık Kaynak’ta sadece Pardus var, Macintosh neden yok” demişti. Belki firmadan bağımsız az sayfalı modüller olsaydı, o öğretmen elindeki imkânlar ile daha fazla öğretebilirdi.

 

İnanılması ve yapılması zor (çok emek isteyen) şeyler:

1- Modül sayfalarının bilgi’den kurtarılması, sayfa sayısının çok çok azalması

2- Araştırma, işlem basamakları (modül faaliyetleri)nin göstermelik değil gerçekten işe yaramaları

3- Konuyu sadece bir ürüne bağlı anlatmamak (menü ve kısayol ezberletmemek)

4- Öğrencinin ve öğretmenin zamana (çağa) uygun olarak bilgiler edinmesi (kim uğraşacak?)

5- Dersler sadece mesela AKK haftada 3 saat içinde bitmez, 1 modül için 40 saatlik çalışma gerektiği, şu 16/40, 32/40 mantığı

6- Öğrenci daha önceden yapılmış proje ve konu anlatımları getirerek öğretmenin gözünü boyamaması

7- Uygulamalı eğitime geçiş (zaten teorik diye ders yok, öğrenci hazırlıklı gelecek)

8- Ders saatlerinin 10, 11 ve 12. sınıflara uygun şekilde dağıtımı (her hafta bir sürü modüle hazırlanmak öğrenci için bıktırıcı olabilir)