Aslında bir sürü söyleyecek şeyim var. Ama şimdi çok uzatmayı istemiyorum.
Son bir yıldır günlük tutuyorum. 60’dan fazla yaptığım girişlerde dikkat ederseniz hitap ettiğim bir kitle yok. Yani karşımda bir "duvar" varmış gibi kendi kendime birşeyler sayıklıyorum.
Neden buraya birileri geliyor onu "istatistik" kısmında görebiliyorum. Google aramaları sayesinde gelenlerin aradıklarına bakınca garip ve ilginç şeylerle karşılaşıyorum. Mesela uzun süre "kantIr" kelimesi ile gelenler oldu. Oysa CounterStrike ile ilgili birşey yok burada. Son zamanlarda "fikstür" kelimesi ile gelenler var. Eh işte.
Gürkan Yeniçeri (http://www.analystdeveloper.com/blogs/gurkan) gibi birkaç sadık okuyucum var aslında.
Bazı anlarda fazla dolup kendimi ifade ettiğimde genelde kendimi "yanlız" kalmış gibi hissederim. Mesela bunda birkaç ay önce yönettiğim megep2006 (http://groups.google.com/group/megep2006) sitesinde ekders ücretlerleri ilgili bir tepkimi yazmıştım. Bayağı kırıcı kelimelerle karşılandım.
Başka bir örnek de okulun sitesinde açtığımız (http://www.tuzlaatl.k12.tr/sinav/punbb/upload/index.php) forum sitesinde olanlar. Öğrenci veya eski mezunlardan bazıları iyi niyetle açılan forumu nerede ise talan etmişlerdi. Ne kadar anlatmaya çalışsam da pek takan olmayınca kapattık.
Emek harcayıp da bozguna uğrayınca insan kendini kötü hissediyor. Daha önce de modüller ile ilgili sözetmiştim size. Son bir yıldır özellikle çok sayıca modül ve proje ile uğraştım. Derse girmediğimiz için bir konuya odaklandığımızda ortaya iyi şeyler çıkıyordu. MEGEP (www.megep.meb.gov.tr) görevimiz Nisana kadar devam ediyor (istifadan ses çıkmadı hâla). Birkaç öğretmen ve öğrenci "a, iyi yapmışsınız, faydalı" dedi o kadar.
Yani bendeki de sabırsızlık. Çünkü hemen etrafı "programcılar" kaplayacak filan zannediyorum. 70 milyonda internete devamlı bağlı, bilgisayar sahibi bir sürü (1.5 milyon gibi) insan var. Kendilerini araştırma ve geliştirmeye verenler ise belki iyimser tahminle 100 bin desek. Şu anda tüm dünyada kullanılan 100 bin Türkiye kaynaklı yazılım olmalı demek bence.
Piyasaya bakarsak birkaç muhasebe programı, 10 parmak yazma, sözlük, çeviri gibi konularda program var, tutulan, sevilen. Bir de bilgisayarımıza bakalım neler Türkiye’de yapılmış: Office, Windows, MSNMessenger, Winamp, Zonealarm, Antivir, Leechget, Spybot S&D, Nero, Filezilla, Opera, Firefox, eMule, EasyCleaner, oyunlar (Warrock, Carom3D, Swat 4…), Visual Studio, Delphi, Macromedia ürünleri, Acdsee, IZArc, Vopt, …. aa amma do çok Türk programı var be. AMA DelphiTurk Kodbankası burada ne arıyor?
Kendi yaptığım programlar ise birileri birşey sorunca kaynak olarak sunuyorum. Hazır proje istekleri gelince yani. Bir SiPro (www.tuzlaatl.k12.tr/sinav) var ara sıra öğrencilerin girdiği o kadar.
Binlerce "Bilişim" adına çalışan insanımız ne üretiyor, kime satıyor acaba. MoreMotion (http://www.moryazilim.com.tr), Model Bilgiişlem (www.mbi.com.tr), CryTek (www.crytek.com), Pardus (www.uludag.org.tr) unutulur mu? Bir sürü de internet sitesi var. Ama ne kadar içerik olarak ne kadar zenginler tartışılır. Üye sayılarının yüzbinler olmasının önemi yok.
Etraf eskiden tayvan ve japon malları ile dolu idi. Şimdi üzerinde "Made in China" yazılı görmediğimiz ürün yok. Adamlar bence kendi işletim sistemini (Kylin) yapmaktan sonra yazılım platformuna da el atarlarsa hiç garipsenmemeli. İran bile kendi işlemcisini (TACHARA) üretebiliyor.  E bizde de Aselsan, Vestel ve Tübitak bir şeyler yapıyor diyebilirsiniz.
Bence donanımda çook geç kalınmıştır, ama yazılımda her an güncel olunabilir. Son sürüm windows ve office elde edelim demiyorum. İnternetiniz (binlerce sayfa döküman ve örnek kod) var, bilgisayarınız (çok süper olmasına gerek yok) var, zamanınız var… E ne duruyorsunuz? Sohbet, oyun, hack ile mi zaman geçireceksiniz? Bu hep böyle mi gidecek? Biraz ben de bir katkıda bulunayım deseniz? Ben (biz) de bir şeyler "üretebilirim" diyemiyor musunuz? Hack, crack gibi yasal olmayan şeyleri demiyorum. Bunlarla uğraşan mesleğine ihanet etmiş demektir. Bilişim etiğine uygun değildir. www.zone-h.org de bulunan Türk isimleri hoş değil.
 
Acaba yine mi bir duvarla konuşuyorum?